Selimiye Taş Ev, bir annenin denize ve doğaya duyduğu özlemden doğdu.
Yeni doğum yapmış bir anneydim. Her pazar Selimiye'nin masmavi sularına girmeye gelir, dinlenirdim. Enzimlemekten olmuş hâllerimde bile, o ipek gibi denizin tuzuna kendimi bırakırdım.
O günlerde içime bir hayal düştü: Minik bir yerimiz olsa, yüzümü denize çevirip uyanabilsem, çocuklarıma ağaçların, denizin, mevsimlerin dilini öğretebilsem... Köyün içinde, eski bir taş evin harabe hâline rastladım. Dokunup kulağımı dayadım; eskilerden bir hikâye, belki bir çocuk sesi duyar gibi oldum.
Kararı vermek kolay olmadı, ama bir kişi gibi gönlü buraya akan herkes gibi ben de bu bahçeye tutuldum. Zeytinin gövdesine bir hamak bağladık; annemin mutfağından aldığım ilhamla doğal, sade ve sevecen bir yuva kurduk.
Sonraları bu deneyimi paylaşmak istedik. Tatil köyü yerine; köy ekmeği ve çayla kahvaltı, doğayla gerçek bir temas... Ege'yi, doğal yaşamı ve sade güzelliği seven ailelere bir kapı aralamak istedik. Doğal yaşam tutkusu nerede olursa olsun, bu tarzı deneyimleyen konuklarımızı ağırlamak ve yeni hikâyelere ilham olmak; işte tüm dileğimiz bu.